Yukarı

Covid-19 Günlerinde Zihin Hijyeni


“Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” -John Lennon.

Çok değil birkaç hafta öncesine kadar hepimiz işlerine gidip gelen, çocuklarının okul ödevlerine yardımcı olan, güzel havayı bisiklet sürerek değerlendiren insanlardık. Hayat planlarımız koronavirüs nedeniyle bir anda nasıl da değişti değil mi? Beklenmeyen bir anda ortaya çıkan koronavirüs nedeniyle sadece kişisel rutinlerimiz değil, toplumsal olarak pek çok düzen de beklenmedik bir anda beklenmedik bir şekilde değişti. Koşturmacalı bir hayat içinden bir anda yavaşlamak çoğumuza, hele ki yüksek hızla bisiklet sürmeye alışmış pek çok insan için, zorlayıcı gelmiş olabilir. Bu süreçte yapabileceğimiz en önemli şey biriken enerjimizi doğru yöne kanalize etmek, planlamalarımızı ve istediklerimizi sadece bir süreliğine yapamıyor olduğumuzu kabul etmek ve yapamadıklarımızın verdiği engellenmişlik duygusu ile doğru yöntemlerle baş edebilmekten geçiyor. 

“Zihin Hijyeninize” Önem Verin

“Evdeyim, yapacak hiçbir şeyim yok, sıkılıyorum.” vb. söylemlerle zihnimizi probleme odaklamak yerine, çözümün bir parçası olacak arayışlara girmek bu süreçte hepimizin zihnini endişeden, mutsuzluktan, kaygıdan, engellenmişlikten, öfkeden arındıracak en iyi çözümlerdir. Biz psikologlar buna “zihin hijyeni” diyoruz. Bu kavramla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler, kavramı ilk ortaya atan uzmanlardan olan Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu’nun yayınlarını takip edebilirler. 

Problemin Değil, Çözümün Bir Parçası Olmak

Soruna neden olan geçmiş nedenlere takılı kalarak “öyle olmasaydı böyle olurdu, neden o bunu yaptı ama şunu yapmadı” gibi sorunun öğelerine öfkelenecek nedenler bulmak yerine, an’da kalarak “şuan bu konu için ne yapabilirim?”i düşünmek zihninizi berrak ve arınmış tutmak için faydalı olacaktır. Ayrıca haber kaynaklarınızı iki ya da üç ile sınırlandırın ve hangi yolla olursa olsun günde 3 saatten fazla haberlere maruz kalmayın.

Kendinizi Uzun Süreli Stresten Koruyun: 

Toplumsal olarak hepimiz her gün ölüm ve vaka sayılarını duyuyor, sevdiklerimize ya da bize de bir şey olur mu belirsizliğini yaşayabiliyoruz. Biz takip etmesek de içinde bulunduğumuz gruplardan, sosyal medyada gezerken karşımıza çıkan bildirimlerden birden bire olumsuz haberlere ve görsellere maruz kalabiliyoruz. Yani, fark etmeden her gün yoğun uzun süreli strese maruz kalıyoruz. Bunun etkileri de doğal olarak uyku düzenindeki değişimler, dikkat ve konsantrasyon değişimleri, kas gerginlikleri, kendini hasta gibi hissedip duyduğumuz semptomları kendi üstümüzde aramak, mide ve baş ağrıları, gün içinde ani duygu iniş çıkışları, öfke patlamaları, normalde rahatlıkla tahammül edebileceğimiz ufak şeylere bile büyük tepkiler vermek, aşırı temizlik hali, obsesyonlar olabilir. Bu süreçte yaşayabileceğimiz bu olumsuzluk ve güçlüklerden kaçmak ve onları bastırmak yerine nedeninin bu olduğunu anlamak duygularımızı düzenlememize yardımcı olacaktır. 

KORKULARINIZDAN KORKMAYIN! 

Bu süreçte yalnız değilsiniz. Yaşadığımız yavaşlıktan bir an keyif alabilirken, bir anda “işe ne zaman geri döneceğim, işsiz kalır mıyım, bu süreç ne zaman bitecek” gibi belirsizlikler ile kaygılanabiliriz. Şunu daima hatırlayın ki; bu hepimiz için alışkın olmadığımız bir durum ve şuan pek çoğumuz için geçerli. Bu konuda yalnız değilsiniz. Toplumu kapsayan konulardaki düzenlemelerin gerekli birimler tarafından sağlanacağını kendinize hatırlatın. Değiştiremeyeceğiniz belirsizliklerle savaşmak yerine onları belli bir süreliğine kabul edin. En önemlisi kendinize tekrar tekrar hatırlatın; “tedbirlerimi alıyorum, sağlıklıyım, güvendeyim ve sevdiklerimleyim.” 

Unutmayın, Bu Geçici Bir Süreç:

Evlerimizde güvendeyiz, sağlıklıyız ve sevdiklerimiz yanımızda! Bunu sağlamak şu an için en önemlisi. Kendimizi yoğun olumsuz duygular içinde hissettiğimiz zamanlarda bu durumun sadece geçici bir süreliğine yaşandığını kendinize hatırlatın ve ilginizi uzun zamandır yapmak isteyip de yapamadıklarınıza yöneltin. Yaşadığımız bu olumsuz süreci düşünmediğinizde daha az yorulduğunuzu ve daha fazla mutlu olduğunuzu göreceksiniz.

Bedensel ve Zihinsel İhtiyaçlarınızın Dengesini Kurun

Eskisi kadar çok hareket edemediğimiz şu günlerde hareket ihtiyacımızı düzenlemek, beden sağlığımız yanında zihinsel sağlığımızı da korumanın en önemli yollarından biridir. Sokağa çıkamasak da, bisikletimizi kullanamasak da ip atlamak, plank ve squat yapmak benzeri yoğun hareket ihtiyacımızı karşılayacak aktif sporlar yapabileceğimiz gibi beden zihin buluşmasına fayda sağlayan ve bizi yavaşlamanın keyfi ile tanıştıracak yoga ve meditasyon çalışmalarını tanımak için güzel bir fırsat olabilir. 

Kendinizle Zaman Geçirmeyi Yalnızlık Olarak Görmeyin

Bu süreçten hepimizin öğreneceği ve güçlenerek çıkacağı yerler olacak. Kaybettiklerinize ve yapamadıklarınıza değil, daha önce vakit bulamadığınız için şu anda yapabileceğinize, gelişime ve farkındalığa odaklanın. Hayat koşturmacası içinde aslında sevdiklerimize ne kadar az vakit ayırıyormuşuz meğerse değil mi? 

Sevdiklerinizi arayın, teamlink, webex gibi uygulamalarla bol bol çoklu görüntülü konuşmalar yaparak her gün sosyalleşin. 

Yeni Bir Dil Öğrenmeye Başlayın

Bisiklet sürmeyi özlediğinizi hissettiğiniz zamanlarda eski yolculuklarınızı gözden geçirin, albümlere, fotoğraflara bakın. Ancak gelecekle ilgili planlamalar yapmaktan bir süreliğine kaçının. Çünkü hala neyin ne zaman ne şekilde değişeceğini bilmiyor ve kontrol edemiyoruz. 

Yeni bir diziye başlayın, bisikletle ilgili film ve belgeseller izleyin, bisikletle ilgili kitaplar okuyun. Benim favorilerimden, Netflix’te yer alan Movi Star Team 2019 zafere giden yoldaki zorlukları ve takım içindeki çekişmeleri konu alan güzel bir bisiklet yapımı. Bu ve benzerlerini daha farklı platformlarda da bulabilirsiniz. Örneğin, 2014 yapımı “Slaying the Badger” ve 2013 yapımı “The Armstrong Lie” benim favorilerimden. 

Kafamızı dağıtmak için yapacağımız bir diğer öneri ise sokağa çıkamadığımız bu günlerde bisikletle ilgili kitapları, dergileri ve yayınları takip etmek olabilir. Tubitak’tan tutun da pek çok yayın arşivlerini bu süreçte açtı. http://turkdeniz.com/fileman/Uploads/Images/haber/ARS%CC%A7I%CC%87VLER.pdf

Benim kişisel favorilerim arasında kesinlikle bisiklet denince Türkiye’de akla gelen iki güzel isim yer alıyor. Hala okumadıysanız Aydan Çelik’in içinde ünlü “Bisiklet Manifestosu”nun da yer aldığı “Bi Tur Versene” ve Dünya’yı bisikletiyle turlamaya devam eden adam Hasan Söylemez’in “Hayata Yolculuk” kitaplarını tüm bisikletseverlere öneririm.

Duygularınızı Kayıt Altına Alarak Farkındalığınızı Artırın

Bu süreç geçtiğinde, geri dönüp hatırladığımızda hepimize “vay be!” dedirtecek ayrıntılar yaşıyoruz. Belki bu yaşadığınız değişimleri kayıt altına alabilir ve bu günlerde bir günce tutarak geleceğe bir anı bırakabilirsiniz. Bir günlük, bir ajanda, bir kişisel blog, neyi tercih ederseniz… Yazmak duygularınızı düzenlemenize de yardımcı olacaktır. 

En başta söylediğimiz gibi, hayat her zaman planladığımız gibi gitmeyebilir. Unutmayın, bu geçici bir süreç ve şuan hiçbir şey mükemmel olmak zorunda değil. Önceliğimiz sevdiklerimizle güvende ve sağlıklı olmak olan bir süreçte geri kalan her şey (çocukların uzaktan eğitimi, ödevler, evin temizliği, yemekler, faturalar, borçlar, bisikletle alıp başımızı gittiğimiz rotalar, duygularımız…) tam ve mükemmel olmak zorunda değil şimdilik. Bu süreci sağlığımız yerinde atlattığımızda geri kalan her şey telafi edilir. Siz bu süreçte uzun süreli planlamalardan uzak durun. Her türlü olumlu ve olumsuz duygularınızın bu olağandışı geçici zamana özgü olduğunu bilip kabul edin ve “An”da kalın yeter!

Evinizde kalın, sağlıkla kalın!


Yorum Yap