Yukarı

Attan İnip Bisiklete Bindiren Bir Spor

Yıl 1999, Amerika Seattle’da bisikletli kuryeler boş zamanlarını değerlendirmek için bir oyun ürettiler. Kim derdi ki bu oyun yayılacak, zamanla dünyanın hemen hemen her yerinde oynanır duruma gelecek. Bu spor ile ilgili merak edilenleri öğrenmek ve daha fazla bilgi edinmek için İstanbul Bike Polo grubunun kurucularından Murat Meriç ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Bike Polo sporunu tanıyabilir miyiz?

Bike Polo, atla oynanan polonun bisiklete uyarlanmış versiyonu diyebiliriz. “Bike polo, for poor people” (Bike Polo fakir kişiler içindir) mottosundan yola çıkmış. Şehirde at beslenmesi pahalı ve çok pratik değil, bisikletler ise daha kullanışlı ve ucuz oluyor. 

Çim üzerinde bisikletle oynanan polonun tarihi 1890’lara dayanıyor, fakat bizim bildiğimiz anlamdaki sert zeminde oynanan polo 1999’da Amerika Seattle’da bisikletli kuryeler tarafından oynanmaya başlanmış. Şu an neredeyse 50’den fazla ülkede, yüzlerce polo takımı var. Dünya üzerinde böyle bir ağın olması oldukça keyifli aslında. Yurtdışından İstanbul’a herhangi bir sebeple gelen polo oyuncuları mutlaka bizimle iletişime geçiyor. Bazen polo oynuyoruz. Eğer o hafta polo oynayamıyorsak, buluşup sohbet ediyoruz. Ben de yurtdışına gittiğimde oradaki polo kulüpleriyle mutlaka yazışıyorum. Bisiklet genel olarak çok büyük bir çatı. O nedenle her bisiklete binen ile ortak zevklerin olmayabiliyor. Ama polo oynayan birine denk geldiğinde yüzün gülmeye başlıyor. 

Bike polo salt bir spordan ziyade, uluslararası olarak, oynayan insanların birbirleriyle güzel ilişkiler kurmasına vesile olan aykırı ve bir o kadar da mütevazı bir spor aslında. Dünya üzerinde bu sporun bir federasyonunun olmayışını bu duruma sebep gösterebiliriz. Yani tamamen ‘underground’ bir bisiklet sporu. 

Bike Polo hangi tarz bisikletlerle oynanır?

Aslında her bisikletle oynanır. Fakat oyun ilerledikçe, bisiklet de polo oyununa uygun bir şekilde değişiyor. Vitesli bisikletlerle başlayanlar bir süre sonra viteslerini söküp tek vitesli yapıyorlar veya bu spora özgü yeni bisiklet alıyor/inşa ediyorlar. Mesela ben 6 sene boyunca eski MTB bisikletimle oynadım. Sonra viteslerini söküp “single speed” yaptım, kullanmadığım için arka frenini de söktüm, Sağ el ile polo sopasını tuttuğumuz için arka freni kullanamıyoruz. Single speed bisikletler en uygunu, çünkü vites aksamı oyunda hasar görebiliyor. Ayrıca bisiklette ne kadar az aksesuar yada çıkıntı olursa o kadar verimli oluyor, sebebi de düşüp kalkmalarda ya da yakın mücadelede takılmaların daha az olması. 

Sonrasında baktınız polodan git gide daha fazla keyif alıyorsunuz, sıradaki değişiklik genellikle ön maşanın değişimi oluyor. Daha sağlam, dik açılı ve V-fren yada disk frene uygun maşalar tercih ediliyor. Maşanın açısının dik olmasının sebebi, bisikletin “wheelbase” yani iki teker arası mesafeyi kısaltarak daha dar açılı dönüşler yapılabilmesini sağlaması. Bu şekilde bisikletinizi polo oynamaya uygun hale getirebilirsiniz, ya da sadece polo için üretilmiş, polo spesific olarak adlandırılan, özel yapım bisikletlerle de bu sporu yapabilirsiniz.

Oyunun kurallarından bahsedebilir misiniz?

Oyun 3’er kişilik takımlarla oynanıyor. Maçlar genellikle 10-15 dk arası ya da “5 gol atan kazanır” şeklinde oynanabiliyor. Gol atmak için elinizdeki “mallet” denilen polo sopasını kullanıyorsunuz. Ayağınız yere bastığı anda, o an için oyun dışı kalıyorsunuz. Oyun dışı kalan bir kişinin yeniden oyuna dahil olması için, sahanın ortasındaki sağ ya da sol duvara gidip sopasıyla dokunması gerekiyor. Sopa sopaya, bisiklet bisiklete, vücut vücuda temas edebiliyor ama belirli kurallar çerçevesinde. Örnek vermek gerekirse, hızla giden birinin önüne geçip aniden durmak yada kasıtlı olarak birine çarpmak yasak. Bunların hepsi 2018 yılında “European Hardcourt Bike Polo Association” tarafından belirlenen kurallar kitabında detaylı olarak yazıyor. 

Sahanın boyutlarına gelecek olursak 47.25 m x 25 m ile 37 m x 18 m arası olması gerekiyor. Biz İstanbul Bike Polo olarak yıllardır basket sahalarında oynuyoruz. Büyük tenis kortları, ya da iki basket sahasının beraber olduğu büyük kortlarda da oynanabilir. Kaleler bisikletin uzunluğundan 30 cm kadar daha fazla oluyor, yükseklik de yaklaşık bel hizasında. Mesela biz kendimize özel polo için kale yapmıştık. 

Bike Polo ile tanışmanız ne zaman ve nasıl oldu?

Ben fixed gear bisiklet kullanıyorum. Bu sayede Sonay Eruz ile tanıştım. Sonay, Erasmus ile Almanya’ya gittiği dönemde Bike Polo öğrenmiş. İstanbul’a dönerken orada trekking batonundan yaptığı polo sopasını da getirmiş. Bike polo ile ilk tanışmam onun getirdiği bir tane sopa ve top ile parkta sıra sıra dönüp dolaşmamız sonucunda oldu. Sonrasında kayak batonları alıp kendi sopalarımızı yaptık ve ekip büyümeye başladı.

İstanbul Bike Polo grubu ne zaman, nasıl kuruldu?

İstanbul Bike Polo 2012 yılında kuruldu. Amerika’dan İstanbul’a gelen James Mckay ile tanışmamızın ardından gerçek anlamda bike polo oynamaya başladık. James, en tecrübeli oyuncumuz. 2006 yılında Amerika-Florida’da oynamaya başlamış ve İstanbul’a gelmeden önce sosyal medyadan İstanbul’da bike polo olup olmadığını araştırmış fakat bulamamış tabii ki. Neyse ki yine de İstanbul’a gelirken birçok polo sopası ve top getirmiş. Sonrasında ortak bir arkadaşımız Critical Mass buluşmasında James ile tanışıyor ve polo konusu açılınca bizden bahsediyor. Bu güzel tesadüften sonra her şey daha da güzel oluyor. O zamanlar Bostancı sahilinde buluşuyorduk, sahilde bisikletiyle dolaşan Can Özalp’in de bu değişik oyunu merak edip yanımıza gelmesiyle İstanbul Bike Polo grubunun temelleri atılmış oldu.

İstanbul Bike Polo kurucularını biraz tanıyabilir miyiz?

Kuruculardan geriye pek kimse kalmadı diyebilirim. Uzun yıllar oynayan Can Özalp, Gemi İnşa Mühendisi. Belindeki rahatsızlıktan dolayı polo oynamayı bırakmak zorunda kaldı fakat aklı hala poloda. Sonay, endüstriyel tasarım mezunu, Berlin’e yerleşti ve orada oynamaya devam ediyor. James Mckay, Amerikalı ve Koç Üniversitesinde İngilizce öğretmenliği yapıyor. Ben ise Odyoloji uzmanıyım, Marmara Üniversitesinde doktora yapmaktayım ve İstanbul Medeniyet Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaktayım.

Türkiye’de başka Bike Polo grupları var mı?

Ne yazık ki yok. Olsun çok isteriz, kendi içimizde turnuvalar düzenlemek müthiş olurdu. Geçen sene 2-3 meraklı arkadaşımız Kayseri’de ufak ufak oynamaya başlamıştı ancak sanıyorum ara verdiler. Bir ara Isparta’dan bizimle iletişime geçen arkadaşlar olmuştu, kendi imkanlarıyla sopa yapmış. Bu sohbetten sonra yakın zamanda İzmir’den bir hareket bekliyoruz.

İstanbul Bike Polo grubu olarak yurtiçi ya da yurtdışı organizasyonlara katılımınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Yurtiçinde birçok kez bisiklet ile ilgili organizasyonlarda gösteri maçı yapmamız istendi fakat hepsinde bir aksilik oldu ve katılamadık. Sadece 2014 yılındaki “Bisiklet Film Festivali”nde etkinlik olarak bike polo oynadık. Oldukça eğlenceli geçen bir etkinlik olmuştu.

Yurtdışındaki turnuvalar bizim için gerçekten müthiş geçiyor. İlk kez 2013 yılında Romanya’daki SEPSİ Bike Polo turnuvasında İstanbul’dan 4 kişi ile katıldık. İlk yurtdışı deneyimimiz oldu ve bize çok şey kattı. Hem oyunumuz gelişti hem de bir sürü yeni dostluklar edindik. Can, 2014 yılında Fransa Montpellier’deki Dünya Polo Turnuvası’na katıldı ve dünyanın en iyileri ile oynama şansını yakaladı. Daha sonra 2017’de yine Romanya’daki dostlarımızın düzenlediği “Bike Polo is Massive” isimli uluslararası turnuvaya 2 takım olarak katıldık. James, Can, Sonay, Apo (Abdullah Aksu), Çağlar Ersan ve ben Romanya Bükreş’te gerçekleşen bu turnuvada dereceye giremesek de Türkiye’den iki takım olarak oldukça iyi mücadele ettik. Yurtdışındaki turnuvalara şu sıralar dolar-euro kuru yüzünden takım olarak katılmakta zorlanıyoruz. 

Yurtdışına giden arkadaşlarımız gittikleri yerde mutlaka polo oynuyorlar. Apo, Fransa’da ve Litvanya’da; James yakın zamanda Macaristan’da oynadı. Sonay ise Berlin’e yerleştiğinden orada polo oynamaya devam ediyor ve Avrupa’nın birçok yerine ulaşımı bizden çok daha kolay olduğu için birçok ülkede turnuvalara katılıyor. 

Ne sıklıkla bir araya gelip, Bike Polo oynuyorsunuz?

Genellikle her hafta oynuyoruz. Hangi gün olacağına karar verip Facebook üzerinden etkinlik açıyoruz. Bazı dönemler haftada 2 gün oynadığımız da oluyor.

Bike Polo sporunu yaygınlaştırmak adına çalışmalarınız nelerdir?

Oynayacağımız günler facebooktan etkinlik açıp olabildiğince yaymaya çalışıyoruz. Ve çektiğimiz fotoğrafları instagram hesabımızdan paylaşıyoruz. Röportaj ya da vlog çekimi için gelen dergi ve youtube kanalları oluyor. Şu an polo oynadığımız saha Fenerbahçe parkında, biraz kenarda kalıyor. Yoldan geçenlerin görebileceği bir saha değil fakat diğer sahalardan daha büyük ve güzel atmosferi olduğu için burada oynuyoruz. Ancak daha merkezi sahalarda oynadığımız zaman, merak edip denemek isteyenler oldukça fazla oluyor.

Bu spora olan ilgiyi nasıl görüyorsunuz?

İlgi bana göre oldukça düşük. Bu kadar çok bisiklete binen ve top oynamayı seven bir ülkede çok daha fazla kişinin polo oynamasını beklerdim. En azından internetin yaygın olduğu ve sosyal medyanın bu kadar aktif kullanıldığı bu dönemde insanların bir şekilde bu sporu öğrenip merak etmesini beklerdim. Aktif oynayan oyuncu sayımız 8-15 arası değişmekte. Yıllar içinde elbette bir sürü insan geldi geçti ama sayı gittikçe artmadı ne yazık ki. Yurtdışına baktığımızda bike polo sporuna olan ilgi ülkemizdekinden katbekat fazla.

Bike Polo sporuna başlamayı düşünen kişiler için tavsiyeleriniz nelerdir?

İstanbul’da yaşayanlar gelip bizimle tanışabilirler. Yeni başlayanlara veya denemek isteyenlere bisiklet, polo ve koruyucu ekipman konusunda yardımcı oluyoruz. Başka şehirlerdeki arkadaşlar da yine bizimle iletişime geçip bizden polo ekipmanı konusunda destek alabilirler. 

Oldukça eğlenceli bir spor, bisiklet üzerindeki hakimiyetiniz oldukça gelişiyor. İlk denemede zor gibi görünse de pratik yaptıkça topa olan hakimiyetiniz de hızla gelişiyor. Bazı günler yeni başlayanlar için antrenman günleri de düzenliyor ve yeni gelenlere her zaman eğitimler veriyor ve oynatıyoruz.

Denemek isteyen herkese kapımız açık, sadece izlemeye gelen birçok insan bile oluyor bazen. Yeni takımların oluşması ile bu sporun çok daha eğlenceli hale geleceğini düşünüyorum.

Yorum Yap