Yukarı

Focus Izalco Max Disc 9.7

Günümüzde bisiklet kullanıcılarının bir bisikletten beklentileri oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bisikletin tırmanışlarda hafif ama aynı zamanda aerodinamik, gücü kayıpsız aktaracak kadar rijit ama aynı zamanda konforlu, bir de üstüne çevik olması bekleniyor. Bisiklet markaları da modern bisiklet tasarımlarında bu taleplere yanıt verebilecek, sektörde fark yaratan modeller ortaya koymaya çalışıyor. Disk frenlerin ve elektronik grup-setlerin yaygınlaşması ile donanımın kadro ile entegre hale gelmesi tasarımcıları rahatlatıyor. 

Öte yandan özellikle son iki yıl içinde ortaya çıkan “all-rounder”(çok amaçlı) özellikli kadrolara bakıldığında “aklın yolu bir” diyerek neredeyse tüm markalar tarafından benzer tasarımların benimsendiğini görüyoruz. Bunların arasında, uzun bir tasarım süreci ardından 2019 yılında yenilenen ve eski klasik görünümünden çok farklı bir imajla karşımıza çıkan Focus Izalco Max’ı diğerlerinden ayıran özellikleri hep birlikte inceleyelim. 

Kadro Tasarımı

Yeni Izalco Max’ın tasarımında, öncelikle yukarıda bahsedilen taleplerin tümünü karşılamak için yola çıkılmış hız, konfor, hafiflik, çeviklik. Kadro tasarımında optimum aerodinamik performansı ölçmek üzere, prototip maketler ile rüzgar tüneli testleri yapılmış. Hava sürtünmesi ve turbülansı en aza indirmek için kadroda “D” profilli boru kesitleri tercih edilirken, gidon boğazı ve sele borusu da bu amaçla özel olarak tasarlanmış. Hava sürtünmesi bakımından en önemli bölge olan bisikletin ön bölümünde kablolar aero profilli gidon içerisinden boğaz altına ve alın borusu içine yönlendirilerek başarılı şekilde gizlenmiş. Tüm bunlar yapılırken bisikletin hafif olması öngörülmüş. Böylelikle kullanıcısına düzlükte, tırmanışlarda ve inişlerde yüksek performans ve keyifli bir sürüş sunacak ve tüm gereksinimlere cevap verebilecek tek bir bisiklet ortaya çıkarmak hedeflenmiş. 

Hafif bisikletler yapma konusunda geçmişe dayanan bir tecrübeye sahip Focus’a ait MAX karbon teknolojisi ile üretilen kadro orta boyda (M) 890 gram ağırlığında. Bu da bisikleti kendi klasmanında oldukça hafif kurulumlardan birisi haline getiriyor. Bisiklet, orta boyda 7.60 kilogram olarak tartılırken, Dura-Ace Di2 grup-setli bir üst modeli 7.40 kilogram ağırlıkta. 

Kadro açılarına baktığımızda performans odaklı bir yarış geometrisi göze çarpıyor. 73.5 derecelik sele dikmesi görece dik ve yarışa hazır bir pozisyon sağlıyor. 72 derecedeki alın borusu açısı ise gidon hareketlerine atik bir karakter katıyor. Focus mühendisleri bu kadroda alın borusunu oldukça kısa tutarak maşayı yükseltmişler ve hava akımını kadro altına yönlendirmişler. Bu aynı zamanda 30mm genişliğe kadar olan lastikleri kadroya rahatlıkla sığdırmanıza olanak veriyor ve bisikletin kullanım alanını biraz daha genişletiyor. Ayrıca sele dikmesinin çıkış noktasını orta göbek merkezi yerine bir miktar öne kaydırıp sele borusuna 15mm ofset vererek bisikletin konforuna büyük katkı sağlanmış. 

Disk frenli bisikletlerin vazgeçilmezi olan sokma-mil sisteminin yer aldığı kadroda, Focus’un geliştirdiği hızlı mil sistemi R.A.T (Rapid Axle Technology) sayesinde tekerlek değiştirmek, ayrı bir alete gerek duyulmadan hızlı biçimde yapılabiliyor. Kadroların genelinde boya kalitesini çok iyi bulduğumuzu ve dayanıklılık izlenimini bıraktığını belirtelim.  

Sele dikmesi ve sele borusu ile sağlanan konfor Prologo Dimension modeli sele ile tamamlanıyor.

Ekipman

Izalco Max 9.7 modeli Shimano Ultegra Disk Di2 (R8070) ya da SRAM Force AXS grup-set olmak üzere iki opsiyonla sunuluyor. Dipnot olarak Focus’un yeni Izalco Max serisinde her model için tek renk şeması sunduğunu belirtmek gerekli. İncelememizin konusu olan Ultegra Di2 grup-setli model gümüş-siyah renklere sahip. Shimano’dan beklenecek şekilde Ultegra Di2 sistem oldukça hızlı ve kararlı çalışıyor. Sistemin kontrol kutusu ve şarj girişi alt boru üzerinde yer alıyor.  Bisiklet ön ve arkada 160mm çapındaki rotorlar kullanılmak üzere tasarlanmış. Kadroya özel tasarlanmış gidon boğazının yanısıra Easton EC90 Aero gidon ile birlikte ön bölümde kablo ya da hortumların tamamen gizlendiği temiz bir görünüm elde edilmiş. 

Bisikletin üzerinde 48mm derinlikteki DT Swiss ARC1450 modeli karbon teker seti standart olarak geliyor. 1650 gram ağırlığında tubeless uyumlu bu set, yüksek profilli ve disk uyumlu teker setleri arasında oldukça hafif bir klasmanda yer alırken bisiklete değer katan en önemli unsurlardan birisi. Bu setin üzerinde Vittoria Corsa G 2.0 gibi oldukça hızlı bir çift lastik bulunuyor. Son olarak yeni nesil kısa burunlu bir sele olan Prologo Dimension modeli bisikleti tamamlıyor. 

R.A.T. sistemi sokma mil tekerlek söküp takmayı tıpkı standart jant mandalları gibi pratik ve hızlı hale getiriyor.

Test

Vaat ettikleri özelliklerle oldukça iddialı bir model olarak ortaya çıkan bu bisikleti toplamda 6500 kilometre kadar uzunca bir süre, düzlüklerde, tırmanışlarda, inişlerde ve hatta yarışarak test etme olanağı buldum. 

Bisikletin hissedilen ilk özelliği öncelikle güç aktarımı oldu. Pedala bastığınız an itibariyle bisiklet gecikmesiz olarak hızlanıyor. Bu da ataklar ve sprintlerde daha az güçle yüksek hızlara çıkabilmeyi sağlıyor. Kadronun rijit yapısı, aerodinamik tasarımı ve tekerlek seti bunda çok büyük bir etken. Focus Izalco Max’ın diğer bir özelliği bu rijitliğine karşın bisikletin çok konforlu olması. Dört-beş saati aşan, yer yer soğuk asfaltın karıştığı sürüşlerde dahi kullanıcısını üzmeyen başarılı bir kadro ortaya çıkarılmış. Dik açıları sayesinde oldukça atik ve kıvrak olan bu bisiklet en keskin virajları rahatlıkla ve güvenle dönebilmeyi sağlıyor. Tüm bunların yanında bu bisikletin en çok şaşırtan özelliği tırmanışlar başladığında ortaya çıkıyor. Yeni Izalco Max çok net bir şekilde, uzun bir süredir var olan aero bisiklet / tırmanış bisikleti ayrımını hiçe sayıyor ve “aero bisikletle tırmanılmaz” savını yok ediyor. 

Bisikletin geometrisi ve başarılı güç aktarımı sayesinde sürekli antrenman yaptığımız tırmanışlarda, daha hafif bisikletlere göre daha hızlı sonuçlar elde ettim. 

Sonuç

Focus mühendisleri bisikleti tasarlarken yola çıktıkları tüm hedeflerin üzerine birer birer tik atmışlar gibi görünüyor. Bisiklet kullandığım süre boyunca her türlü koşulda hızlı olduğunu kanıtladı. Kullanım alanı ne kadar geniş olsa da agresif bir geometriye sahip olan bu bisikletin performans odaklı olarak tasarlanmış olduğunu hatırlatmak gerekli. Bisiklet fiyat olarak üst klasmanda yer almasına karşın, benzer ekipmana sahip rakiplerine göre daha uygun bir etikete sahip. Önceki nesil Izalco’lara göre renk seçeneklerinin kısıtlı olması bazı kullanıcıların dudak bükmesine neden olabilir ancak keskin hatlarla ortaya konulan çekicilik, nötr renklerle birlikte bisikleti öne çıkarıyor. 

Yorum Yap