Yukarı

Dağların Kraliçesi Esra Kürkçü Akgönül…

Merhaba, ben Esra Kürkçü Akgönül. Bisiklet sporcusuyum. Ankaralıyım, İzmir’de yaşıyorum. 9 Eylül Üniversitesi Spor Klübü’nde hem sporculuk yapıyorum, hem de orada spor bilimleri fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyorum. Ankara’daydım İzmir’e yeni geldim. 20’li yaşlarda bisiklete başladım. Şu anda da 32 yaşındayım. Uzun yıllardır bisiklet sporu ile uğraşıyorum. Evliyim, yeni evlendim. – Esra merhaba bizlere kendini tanıtır mısın?

– Merhaba, ben Esra Kürkçü Akgönül. Bisiklet sporcusuyum. Ankaralıyım, İzmir’de yaşıyorum. 9 Eylül Üniversitesi Spor Klübü’nde hem sporculuk yapıyorum, hem de orada spor bilimleri fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyorum. Ankara’daydım İzmir’e yeni geldim. 20’li yaşlarda bisiklete başladım. Şu anda da 32 yaşındayım. Uzun yıllardır bisiklet sporu ile uğraşıyorum. Evliyim, yeni evlendim.

– İzmir’e yeni geldin.

– Evet 4 ay oldu.

– Biraz bize bisiklet sporuna nasıl girdiğinden bahsetmek ister misin?

– Aslında bisiklet ile tanışmam biraz daha erken yaşlarda olmuştu. 5 yaşında bisiklet ile tanıştım. Tabii o zamanlar spor olarak yapmıyordum. Daha çok mahallede keyfine biniyordum. 15 yaşından sonra, yani üniversiteye başlamadan hemen önce, bisiklet sporu ile tanıştım. Bir halk yarışına katıldım. Ankara’da bu halk yarışında bir antrenör ile tanışmıştım. Yarışlara gitmeye başladım. İlk yarışlar biraz zor olmuştu ama daha sonrasında antrenmanlar yaparak, sportif anlamda antrenmanlar yaparak bu sporun bana göre olduğuna kanaat getirdim. 16 yaşında bisiklete spor olarak başladım.

– İlk yarıştığın yarış hangisiydi?

– İlk yarışım 2005’te Adana yarışıydı. Çok zor bir yarıştı. Çok sıcak ve zorlu bir parkurdu. Ama öncesinde antrenmanlı olduğum için ne kadar zorlansam da ne kadar zor geçse de güzel bir yarışma olmuştu. Hala zorlanıyorum. Aslında ilk yarış diye zorlanmadım, dağ bisikleti zor bir disiplin. Bir kere doğası zor. Çok zorlansam da ilk yarışımda pes etmedim, devam ettim. – Biraz başarılarından bahsetmek ister misin? – Başarılarım çok, hangisinden başlayayım? En başından başlayayım… 2005 yılında başladıktan sonra o yıllarda ilk genç kadın sporcu olarak Avrupa Şampiyonası’na seçilmiştim, yani milli takıma seçilmiştim. Onunla birlikte biraz daha hırsla devam etme şansı buldum. Büyüklere geçtiğim ilk yılım olan 2006 yılında UCI kampına davet almıştım ve İsviçre’de UCI kampında diğer yabancı kadın sporcularla bir ay kamp yapma fırsatı buldum. O zaten benim dönümüm olmuştu, dönüşte elitlerde çok daha güçlü ve bilinçliydim. Ondan sonra zaten başarılar gelmeye başladı. Her yıl, yani birçok kez Türkiye şampiyonluğu elde ettim. Sadece iki yıl ara verdim. Onlarda da ikinci ve üçüncü oldum. Yol bisikleti şampiyonluklarım var. 2006, 2007, 2008. 2009’dan 2016’ya kadar dağ bisikleti şampiyonuyum. Sadece 2017’de ikinciliğim var. Ondan sonra yine her yıl Türkiye şampiyonluklarını ben aldım. Bu yıl 10. şampiyonluğumu elde ettim. 2 tane Balkan şampiyonluğum var. Bunların dışında ikincilikler, üçüncülükler, Balkan ikinciliğim, üçüncülüğüm mevcut birçok kez ve 2006’dan bu yana uluslararası yani UCI dağ bisikleti yarışmalarına katılıyorum ve orada da birçok uluslararası derecem mevcut. En son Yalova yarışında yarıştım geçen hafta. Orada da yine Japon ve Ukrayna’lı rakıplerimle kıyasıya bir mücadele sonucu çok az farkla ikincilik elde ettim. Yani bu zamana kadar Türkiye’de bisiklet anlamında ilkleri yaptığımı düşünüyorum ki öyle; ilk genç kadın milli sporcu, ilk UCI’a davet edilen sporcu, benden sonra yine gidenler oldu ama ilk olarak ben gitmiştim. Yine ilk olarak idareciliklerim mevcut. Antrenörlüklerim mevcut. Milli takım antrenörlüğüm var. 2013 yılında yıldız kız takımını götürmüştüm. Birçok alanda ilkleri ben yaptım diyebilirim. Şu anda zaten akademisyen olarak da öyle, ilk akademisyenim diyebilirim. Hem kadın olarak hem bisikletçi olarak. Bisiklet konusunda, ya da spor konusunda, sportif anlamda başladığım bu serüven şimdi artık hem akademik, hem sportif alanda devam ediyor. – Bundan sonraki hedefler neler? – Şu anda yaşım gereği bu sporu üst seviyede icra etmem, hele Türkiye’de çok zor şartlarda icra etmemin en büyük nedeni büyük bir hedefim olan 2020 Tokyo Olimpiyatları. Kotadayız. Şu an çok sınırdayız ve bunu Mayıs ayına kadar sürdürmek zorundayız. O yüzden bütün enerjimi onun için tüketiyorum. Bütün çalışmalarımı ona göre yapıyorum. En büyük hedefim bu, sportif anlamda. Akademik anlamda şu anda yapmakta olduğum doktorayı başarılı bir şekilde bitirip akademik yönde daha fazla ilerlemek. Ülkeme akademik anlamda bisikleti geliştirici veya kaynak, yol gösterici birçok yayın yapmak en büyük hedeflerimden bir tanesi. Artık bundan sonra yapacak bir şey kalmıyor.

– Aktif bisiklet sporundan sonra antrenörlük hayatın olacak mı?

– Şu anda zaten 2009 yılından beri antrenörlüğüm var. Ama ben bunu kendi inisiyatifimle kullanıyorum. Özellikle kişisel ki, benim 9 Eylül Üniversitesi’nden önce Başkent Üniversitesi’nde zaten bir takımım vardı. Orada hem antrenörlük, hem mentorluk, hem de liderlik yapıyordum. Eğer burada 9 Eylül Üniversitesi’nde olursa, güzel bir takım kurabilirsem, eğer şartlar yerine gelirse elit takımda antrenörlüğü çok istiyorum. Çünkü benim çalışma alanım performans sınıfı kişiler. Şu an o kadar vaktim olmadığı için ilerleyen zamanlarda tabii ki çalışmak isterim.

– Peki Esra Kürkçü nasıl besleniyor?

– Esra Kürkçü normal besleniyor. Beslenme çok spesifik bir konu. Bir kere temel konuları çok iyi bilmek lazım. Karbonhidrat nedir, protein nedir, hangi besinlerde ne kadar bulunur… bunları bir kere bilmek lazım. Sıvı tüketimini çok iyi bilmek lazım. Bir de yaptığınız antrenmana göre beslenme çok önemli. Eğer siz çok uzun bir antrenman yapıyorsanız, ne kadar sıvı kaybettiğinizi az-çok bilmeniz gerekiyor. Ya da ne kadar karbonhidrat kaybettiğinizi az-çok gramaj olarak bilmeniz gerekiyor ki, ona göre sonrasında takviye yapın… Protein ve yağ grubu da yine aynı şekilde. Bunları bilirseniz, ona göre beslenirseniz çok doğru bir şekilde ilerlersiniz. Ben buna göre gidiyorum, açıkçası. Şöyle ki; ben bir saatlik %60 yüklemeli bir antrenmanda ne kadar su kaybederim, ne kadar karbonhidrat kaybederim biliyorum. Çünkü bu sizin metabolik hızınız ile alakalı bir durum. Bunu bildiğim için de sonrasında takviyelerimi ona göre yapıyorum. Çok uzun bir antrenmana çıktıysam mutlaka pilav yiyorum. Çünkü onda karbonhidrat depolarınızı hemen doldurucu etkisi var. O yüzden dikkat ediyorum. Protein, yağ hepsinden yemeye çalışıyorum ama tabii ki, destek besinleri de önemli. Supplement de bizim gibi zor sporlar icra eden sporcular için kaçınılmaz bir şey. Çünkü ben bunun bilimini yapıyorum. Yurtdışındaki sporcuların ve takımların çoğu öyle. Yediğiniz yemeğin dışında mutlaka yemeklerden alamadığınızı takviyeler, kas onarıcı ya da bir sonraki antrenman için sizi toparlayıcıları da almanız gerekiyor. Bu da yine bireyden bireye değişiyor, dolayısıyla kendi uygun takviyenizi mutlaka doktorunuz ya da sağlıkçınız vasıtasıyla tercih etmelisiniz. Ben bunu tecrübelerimle, deneyerek, doktoruma başvurarak öğrendim, denedim, en iyi olanı saptadım ve ona göre kullanıyorum.

– Trafikte bisiklet kullanıyor musun?

– Her zaman… Her gün…

– Trafikte bisiklet kullanırken yaşadığın zorluklardan biraz bahsetmek ister misin?

– Yol bisikleti yaptığım günler mutlaka trafikten geçiliyor. Ne kadar uzaklara gitmek isteseniz de şehir merkezinde oturulduğu için bir şekilde trafikten geçiyorsunuz. İzmir’de yollar çok geniş değil. Fakat burada saygı ileri derecede iyi. Yine de trafiktesiniz ve tehlike yine sözkonusu. Trafikte düzgün ve güvenli binebilmeniz için mutlaka bisiklete binme kurallarını bilmeniz lazım. Bir kere trafikte düzgün gideceksiniz herşeyden önce. Çoğu amatör giderken gidonu düz tutmadıkları için, sağlı sollu dalganarak sürüş yapıyor. Grup olarak sürerken çok dalgalanma oluyor. Bunun olmaması gerekiyor. Bu güvenli sürüş yapmak için balık refleksi denilen bir olay vardır. Yani düzgün gideceksiniz, öndeki ve yanınızdaki ile beraber, ya da tek başınaysanız düzgün gitmeniz gerekiyor. Yanınızda birileri varsa anlaşmanız lazım, konuşmadan, arkaya dönmeden, el hareketleri ile yapacağınız şeyi iyi bir iletişim ile bildirmeniz gerekir. Bu nedenle trafikte güvenli sürüş için kuralların çok iyi bilinmesi gerekiyor. Tabii sürücülerin de burada kuralları bilmesi ve saygı göstermesi önemli. İzmir’de saygı var… bazen yok… bazı kişilerce yok, onlar da belki dışardan gelen insanlar olabilir. – Avrupa’da trafikte hiç bisiklet kullandın mı? – Evet. – Bir otomobil bisikleti solladığında bırakması gereken mesafe kaç metredir?

– Avrupa’da bisiklet yolları ayrı. Aynı yoldaysalar da araba bisikletlinin arkasında rahatsız etmeden bekliyor ve geçebileceği yer olduğunda da çok açıktan en azından bir 1.5-2 metre bırakıyor. Çünkü aracın rüzgarından bisikletli etkilenebilir. Bu yüzden çok yaklaşıldığını görmedim.

– Trafikte bisiklet sürmenin iyileştirilmesi, diğer taşıtların bisikletliye daha saygılı olması için önerilerin var mı?

– Bu durum karayolları kanununda şu anda yer alıyor ama ehliyet alanlara, almış olanlara bilgi olarak tekrar verilmesi, hatta bunun ders olarak ilkokullarda okutulması lazım. Bisikletin de bir taşıt olduğunun tüm insanlara anlatılması ve insanların bunun bilincine varması gerekiyor. Yolların, karayollarının, bisiklet yolu ile entegre edilmesi çok önemli. Örneğin, İnciraltı’na giden yol iki şeritli ve bunun en sağ şeridi bisiklet yolu yapılmış ve bu levhalarla desteklenmiş. Bir düşünürsek Türkiye’deki bütün yollar böyle yapılabilir. Yol tek şerit olsa bile, biz buraya nasıl bisiklet yolu yaparız demek yerine, o yolun en sağ şeridinin standart şekilde bisiklet yolu yapılıp levhalarla desteklenmesi, ışıklarla desteklenmesi gibi, bence Türkiye’deki bütün yollara bisiklet yolu yapılsa çok daha güzel olur.

– İzmir’de bununla ilgili paylaşımlı yol diye mücadele veriyorum. Nihayet İnciraltı’nda bir paylaşımlı yol yapıldı.

– Bence bütün Türkiye’de olması lazım.

– Son olarak söylemek istediklerin var mı?

– Son olarak çok söylemek istediğim var… Ben İzmir’e geldiğimden beri, İzmir çok güzel, çok bisiklete binen var, orada hiç sıkılmazsın, bir sürü grup var vs. vs. deniyordu. İzmir’de 4 aydır antrenman yapıyorum ama bir kişiyle bile birlikte yapamadım. İnsanlar hep farklı farklı mı takılıyor, bir paylaşım göremedim.

– Bizi takip etmiyorsun belki…

– Bilemiyorum, siz belki farklı zamanlarda çıkıyorsunuzdur. İlla ki sabah antrenman yapan vardır ama ben hiç kimseyi görmüyorum. Belki yol üstünde görüyorum ama, ben giderken onlar dönüyor oluyorlar ya da ben dönerken onlar gidiyorlar. Şu ana kadar hiçbir bisiklet grubuyla beraber antrenman yapamadım. Çünkü hep tek çıkıyorum, eşimle beraber. Biraz da başkalarının enerjisinden de faydalanmak, onlarla beraber eğlenceli, keyifli sürüşler yapmak belki daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Belki bir gruba üye olurum, bilemiyorum… – O zaman en kısa zamanda beraber sürüş yapalım. – Ya da bir takım olur. İzmir’de güzel bir performans grubu oluşturmayı ben istiyorum. Ankara’da grubumuz vardı, çok da güzeldi. Çok keyifliydi. Mesela Pazar sürüşleri yapıyorduk. Onun dışında belki 2-3 arkadaş zamanımız uyuyorsa birlikte sürüyorduk. Oradaki o keyfi, eğlenceyi İzmir’e de getirmeyi istiyorum açıkçası… – Teşekkür ediyoruz.

Bike Pedia YouTube Kanalına Abone Ol !

Yorumlar

Yorum Yap