Dalyan … Sarsala Koyu … Köyceğiz

En Farklı Rotalar

2020 yılının son ayını yaşadığımız şu günlerde, tüm dünyada etkili olan ve insanlığa sıra dışı günler yaşatan Covid-19 virüsü bu yılın zorlu geçmesinde en büyük etken oldu. Bu dönemde virüsten sakınmak amacıyla bazılarımız yaşam tarzlarımızda, alışkanlıklarımızda değişiklikler yaparak yeni dönem yaşam biçimine adapte olmaya çalıştı. Bu değişikliklerin bizi ilgilendiren kısmı tabii ki ülkemizde bisiklete olan ilginin artması. Pandemi döneminde toplu taşımayı kullanmak istemeyen kişiler, şehir içi ulaşımda bisiklet sürmeye yöneldiler. Dolayısıyla ülkemizde bisiklet sadece eğlence ve spor aracı olmaktan çıkıp şehir içinde ulaşım aracı olmaya doğru evrilmeye başladı. 

Covid-19 virüsü nedeniyle alınan önlemler kapsamında getirilen kısıtlamaların kalkması ve kısmen de olsa normalleşme sürecine geçilmesiyle birlikte BikePedia ailesi olarak planlarımızı hayata geçirme vakti gelmişti. Bu ay “En Farklı Rotalar” bölümümüzde, Ege Bölgesi’nin eşsiz doğa güzelliğini ziyaretçilerine sunan, temiz havasıyla güne zinde başlamanızı sağlayan Akçapınar-Dalyan ve Sarsala Koyu rotalarında pedal bastık. Haydi gelin bu rotaların detaylarına hep birlikte bakalım. 

Bisiklet ile ulaşım artık hepimizin gündemine oturmuşken, bisiklet ile tatil fikri Türkiye şartlarında gerçekleştirilmesi zor gibi düşünülebilir. Aslında durum sanılanın tam tersi. Bisiklet dostu otellerin varlığı hiç de azımsanmayacak kadar fazla. Bunun yanı sıra bisiklet dostu kafelerin varlığı her geçen gün daha da artıyor. Muğla’nın Akçapınar Köyü’nden başlayarak Dalyan ve Sarsala Koyu’na yapacağımız tur için planladığımız rotaya lojistik olarak en uygun bisiklet dostu oteli bulup hemen rezervasyonumuzu gerçekleştirdik. 

Şimdi sıra geldi hazırlık aşamasına. Birkaç gün konaklamalı bisiklet turu için plan yapmak orada geçireceğiniz vaktin kaliteli olması açısından oldukça önem arz etmekte. Dolayısıyla birkaç gün önceden yanınıza almanız gereken malzemelerin bir listesini oluşturarak kendinizi karmaşadan kurtarabilirsiniz. Gideceğiniz bölgenin hava şartlarını kontrol ederek uygun kıyafet seçimi yapmalısınız. Forma, tayt, çorap, eldiven, sonbahar ayları için içlik, rüzgarlık gibi giysilerin yedeklerini çantanıza atmanızda fayda var. 

Bisiklet ile seyahatlerde her zaman minimalist düşünüp ihtiyaç duyulmayan eşyaları evde bırakmak yerinde bir karar olacaktır. Yanınızda her daim bulundurmanız gereken iç lastik, yama seti, alyan anahtarı seti, pompa, ışıldak gibi gereçleri de unutmayalım. Arka cebinizde veya bisiklet çantanızda bulundurmak isteyeceğiniz sporcu jelleri, enerji barları veya kuruyemişler yemek molaları dışında enerjinizi dengede tutmaya yardımcı olacaktır. Bisikletinizin bakımı da tam ise artık yola koyulma zamanı gelmiştir.

Covid-19 virüs salgını nedeniyle turun başlangıç noktasına özel araçlarımızla gitmeyi tercih ediyoruz. Bisikletlerimizi araçlarımıza yükleyerek saat 07.00 itibariyle rotamızı İzmir’den Muğla’nın Akçapınar Köyü’ne, turun başlangıç noktasına çeviriyoruz. Akçapınar Köyü, İzmir’e 240 km mesafede. Yaklaşık olarak 2 saat 55 dakikalık araç sürüşü sonunda sabah kahvaltımızı yapmak üzere köye varıyoruz. Sosyal mesafe kurallarına uyarak yerlerimizi alırken, bir yandan sürüş detaylarını konuşmaya bir yandan da kahvaltımızı yapmaya koyuluyoruz. Bir saatlik molanın ardından araçlarımızı Akçapınar Köyü’nde bırakarak yola bisikletlerimizle devam etmek için son hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Hava şartları ve rüzgar durumu sürüş için mükemmel görünüyor. Sabırsızlıkla beklediğimiz üç günlük turun ilk ayağını gerçekleştirmek üzere kasklarımızı takıp eldivenlerimizi giydikten sonra pedallarımıza 64 kilometrelik mesafede bulunan Dalyan için basıyoruz. 

Dalyan

Bisiklete yeni başlayanların bilmesi gereken önemli bir konudan bahsetmek burada yerinde olacaktır. Bisiklet sürerken doğru kıyafet seçimi sürüşünüzün kalitesini arttırır. Benim burada bahsettiğim giysinin kumaş kalitesinden ziyade hava şartlarına göre üzerinizdeki giysileri uyarlamanız. Molalarda sürüş yapacağınız sonraki saatleri göz önünde bulundurarak havanın sıcak, soğuk ya da rüzgarlı olup olmayacağını kontrol edip üzerinizdeki kıyafetlerinize ekleme veya çıkarma yapmanız.  Bahar aylarında havanın değişken olabileceğini varsayarsak, sabah ve akşam saatlerinde sizi serin havadan ve rüzgardan koruyacak bir yelek veya rüzgarlık bulundurmak iyi bir fikir olabilir. Kasım ayında gerçekleştirdiğimiz ve hava durumunun gün içerisinde sıklıkla değişiklik gösterdiği bu tur, yukarıda bahsettiğim kıyafet seçimi konusunun önemini bir kez daha hatırlattı bize. 

Akçapınar Köyü’nden çıktıktan birkaç kilometre sonra %7,7’lik eğime sahip 1,23 km uzunluğunda bir rampa bizleri karşılıyor. Rampa sevmeyenlere güzel bir haber; turun bu ayağında yol boyunca neredeyse hiç rampa yok. Yolun yapısı o kadar düzgün ki bisiklet sürdüğünüzü bile anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Trafik yoğunluğu ise oldukça az, dolayısıyla düz ve virajsız yolda süzülürken etrafınızı sağlı sollu saran ormanı, Kasım ayına yakışır turuncu renkleri izleme ve gökyüzünün parlak mavi tonlarını görme olanağına sahip olacaksınız. İlk molamızı Dalaman’a 30km kala Köyceğiz yakınlarında veriyoruz. Mola verdiğimiz köy restoranında otlu gözleme yiyip soda & ayran içtikten sonra otelimize doğru pedallarımızı çeviriyoruz. Dalyan Nehri kenarına konuşlandırılmış ve Dalyan merkeze yürüyerek 3km mesafede olan BC Spa Hotel’e vardığımızda üzerimize tatlı bir yorgunluk çöküyor. Odalarımıza yerleşip, bisikletlerimizi odanın en güzel köşesine konuşlandırıyoruz. 

Akşam yemeğine kadar birkaç saat dinlendikten sonra 18.30’da tüm ekip toplanıp Dalyan merkeze 5 dakika uzaklıkta olan Leyley Restaurant’a varıyoruz. Restaurant salgın sebebiyle neredeyse boştu.  Yemeklerimizi şömine manzarası eşliğinde yiyerek günün değerlendirmesini masaya yatırıyoruz. Hoş sohbet, çokça bisiklet konulu muhabbet ve bol kahkaha ile şehir stresini yavaş yavaş geride bıraktığımızı hissediyoruz.

Sarsala Koyu

Güzel bir uyku çektikten sonra ertesi gün saatler 10.00’u gösterdiğinde ekibimiz otel önünde toplanıyor ve tekerlerimiz Sarsala Koyu etabı için dönmeye başlıyor. Hava sabah erken saatlerde biraz serin olsa da öğle saatlerinde gayet sıcak ve güneşli. 

Dalyan’dan 5km sürüş mesafesinde bulunan Sülüngür Gölü’nün eşsiz manzarası bizleri karşılıyor. Göl, antik Kaunos harabeleri eteğinde, Dalyan’ın meşhur İztuzu Plajı’nın hemen yanı başında yer almakta. Gölün doğu yakası boyunca uzanan sahil şeridi tamamen asfalt (iri mıcır) ve göl ile neredeyse aynı seviyede. Dolayısıyla hem bisikletinizi sürüp hem de gölün harika manzarasını seyrederek ruhunuzu dinlendiriyorsunuz. Biz bu rotadan sabah saatlerinde geçtiğimiz için hafif sisli ve mistik bir manzaraya tanık olduk ancak burada özellikle gün batımında oldukça güzel görüntüler yakalamak mümkün. Sülüngür Gölü’nde yüzmek imkansız çünkü balık yetiştirilmek amacıyla kullanılıyor. 

Göl manzarası eşliğinde %9,4’lük eğime sahip ilk rampayı çıkmak için pozisyonumuzu alıyoruz. Yaklaşık 1 kilometre tırmandıktan sonra %7,9 eğimli bir başka rampa daha bizleri karşılıyor. Toplam 2,5 kilometre, ortalama %8,5 eğimli rampayı tamamladıktan sonra her çıkışın bir inişi vardır düşüncesinin sevinciyle 3 kilometre kadar inişimizi gerçekleştiriyoruz. İniş, virajlı ve yolun yapısı iri mıcır asfalt olduğu için sarsıntıyı fazla hissediyorsunuz. Ayrıca yolun bazı bölümlerinde yağmur sebebiyle çukurlar oluşmuş. Bu nedenle inişte oldukça dikkatli ve temkinli olmakta fayda var. Şanslıyız ki bu bölgede araç yoğunluğu yok denecek kadar az.  

Bisiklet sürmenin en keyifli kısmı hayatı yavaş yaşıyor, geçtiğiniz her noktanın tadını doyasıya çıkarma fırsatı buluyor olmanız bence. Bu sürüşümüz de bu keyfi doyasıya yaşatıyor bize doğrusu. Tam inişin sonlandığı noktada bizi kucaklayan portakal bahçelerini görüyoruz ve göz hakkıdır diyerek günlük C vitaminlerimizi en doğal yoldan alıyoruz. Birkaç kilometrelik az eğimli tırmanışları geçtikten sonra Fethiye-Muğla karayolunu kullanarak Ortaca üzerinden Dalaman’a ulaşıyoruz. 

Yol, eğimsiz düz bir yapıya sahip ve tüm bisiklet türleri için oldukça uygun. Ancak yol bisikleti kullananlar mıcır asfaltı iliklerine kadar hissedeceklerdir. Sarsala Koyu’nun Dalaman merkeze olan uzaklığı 17 kilometre. Dalaman’dan sonra yiyecek alışverişi yapacak herhangi bir market mevcut değil. Bu nedenle molamızı bir petrol istasyonunda veriyoruz. Sularımızı tazeleyip yedek mataralarımızı doldurup yiyeceklerimizi de alarak hemen hareket ediyoruz. 

Dalaman-Sarsala Koyu etabı eminim ki bisiklet ile yapacağınız en unutulmaz sürüşlerden biri olacaktır. Çünkü bu yol sadece Sarsala’nın kendi muhteşem görüntüsüyle değil, yol üzerinde kendisinden önce konuşlanmış olan Koca Göl’ün manzarasıyla da göz alıyor. 

Dalaman-Sarsala yolunun üçte ikisi eğimsiz ve asfalt, yaklaşık 4 kilometrelik kısım ise Koca Göl manzaralı ve %4,5 eğimli tırmanışa sahip. Bu manzarayı seyretmeden, doğanın sesini dinlemeden öylece sürüp gitmek olmaz diyerek, birkaç dakikalığına sessizliğin sesine kulak veriyor, ruhumuzu dinlendiriyoruz. 

Koca Göl’ü geçip tırmanışı bitirdikten sonra karşımızda kuş bakışı görüntüsüyle nefes kesici Sarsala Koyu duruyor. Burada bir süre soluklanarak tüm ekibin toplanmasını bekliyoruz. Bulunduğumuz nokta fotoğraf çekimi için oldukça uygun. Fotoğraflarımızı çekip sularımızı yudumladıktan sonra bizi bekleyen 4 kilometrelik virajlı inişimize başlıyoruz. 

Sarsala Koyu inişi biraz teknik bilgi… Epey dikkat gerektiren dar ve asfalt bir yol yapısına sahip. Yolun bazı bölümlerinde virajlar U şeklini alıyor. Bu noktalar azami dikkat gerektiriyor çünkü karşı şeritten gelen araçla karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksek. Dolayısıyla, kendinizi güvende hissettiğiniz bir hızla inmenizi tavsiye ederim. İnişimizi gerçekleştirdikten sonra bisikletlerimizi elimize alarak plajda uygun bir yere oturuyoruz. Turun en keyifli ve en harika manzaralı kısmını yaşamış olmanın verdiği huzurla yanımızda getirdiğimiz yiyeceklerimizi yemeye koyuluyoruz. 

Hava koşulları o kadar cezbedici ki; kısa atıştırmamızın ardından sıklıkla çam ağaçları ile çevrili olan bu coğrafyanın temiz ve masmavi ılık suyunda yüzme fırsatını da buluyoruz. Sarsala Koyu yüzme ve bisiklet dışında farklı aktivitelere de ev sahipliği yapan bir mekan. Örneğin plaj çevresindeki patika yolları kullanarak yürüyüş yapabilirsiniz. Bölge caretta carettaların uğrak alanı olduğu için yüzerken kaplumbağalar ile karşılaşmanız da mümkün. Mevsimin uygunluğuna göre koy içerisinde farklı su sporları da yapılıyor. Plajda bir kafetarya bulunuyor ancak sezon dışı dönemlerde kapalı olduğunun altını çizmekte fayda var. 

Saat 16.00 itibari ile dönüş yoluna geçiyoruz. Sarsala Koyu’na indikten sonra tatlı yorgunluğun verdiği rehavetle aklınızdan bu rampayı nasıl çıkacağım düşüncesi geçebilir. Ancak 4 kilometrelik rampa görüldüğü kadar dik ve zorlayıcı değil. Dönüşte Ortaca’ya kadar aynı güzergahı kullanıp yolun kalan kısmını Ekşiliyurt-Kemaliye ve Okçular köyleri üzerinden yapmayı tercih ediyoruz. Otele 20km kala havanın da kararmasına az bir zaman varken esen sert kafa rüzgarı, geçirdiğimiz muhteşem günü gölgelemeye yetmiyor ve turun ikinci gününü yaklaşık olarak 95 kilometrelik sürüş ile tamamlıyoruz. 

Dalyan-Akçapınar

Geldik turun son gününe… Dalyan Nehri’nde doğa ve tarihin iç içe bulunduğu bir kanal turu yapmadan dönmek olmaz diyerek saat 10.00’da teknede yerlerimizi alıyoruz. Sazlıkların arasından tekneyle ilerlerken nehrin yamacına oyulmuş kral mezarlarının tarihi dokusunu gözlemleyebilir, nehir boyunca yüzen su kaplumbağalarını ve çeşitli kuş türlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca bu bölgeyi açık sezonda ziyaret ederseniz İz Tuzu Plajı’nda yüzebilir ve çamur banyosu yaparak cildinizi tazeleyebilirsiniz. 

Dalyan nehir gezintimizin ardından dönüş rotamız için bisikletlerimize atlayıp pedallarımızı çeviriyoruz. Turun ilk günü yaptığımız Akyaka-Dalyan rotasında, Köyceğiz Gölü’nün doğuya bakan sahil şeridini kullanmıştık, dönüşümüzü bu sefer gölün batıya bakan sahil şeridini kullanarak yapıyoruz. Böylece farklı rotaları keşfedip farklı manzaraları görüntüleme fırsatı buluyoruz. 

Dalyan Nehri’nin karşı kıyısına geçmek için yalnızca iki araç alabilen mini bir feribota binip 5tl karşılığında karşıya geçiyoruz. Yolumuza uzunca bir süre çam ağaçlarının keskin kokuları eşliğinde devam ederken bir yandan da sağ tarafımızda kalan Köyceğiz Gölü’nü seyrediyoruz. Bu güzergah fotoğraf severler için oldukça zengin görseller barındırıyor. Birkaç kilometre süren düz sürüşün ardından birbirinden farklı eğimlere sahip maksimum %12’ye ulaşan 10 kilometrelik rampa tırmanıyoruz. Zirveye ulaştığımızda aslında hiçbirimizin İzmir’e geri dönmeye niyeti yokmuşçasına sohbete dalıyoruz. Bisiklet sürmenin insana verdiği hazzı doyasıya yaşıyoruz. Yolun kalan kısmını Muğla-Fetiye karayoluna bağlanarak bitiriyoruz.

Bisiklet sürerek daha önce adımını bile atmadığınız bir tepeye ulaştığınızda bedeninizdeki yorgunluğa rağmen gördüğünüz manzaranın verdiği huzur paha biçilemez. Virüs, deprem derken 2020’nin son ayına morallerimiz yüksek bir şekilde giriyoruz. İyi ki gelmişiz dediğimiz bu efsane rotayı her bisiklet severin tatmasını BikePedia ailesi olarak şiddetle tavsiye ediyoruz.

Aylin Karanfil

Yazar /

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın