Yukarı

Çamurdan Doğan Şampiyon “Kadir Kelleci”

Milli sporcu “Kadir Kelleci” bu ay bizlerle, Şimdi çamurdan doğan şampiyonu yanıyoruz…

* Kadir Kelleci’yi tanıyabilir miyiz?

1986’da Almanya’da doğdum. 6 yaşımda Gaziantep’e geldik. 8-9 yaşımda bisiklet ile tanışma fırsatım oldu. Sonrası bisiklet tamircisinde çalışıp aynı zamanda Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Takımı’ndaydım. Türkiye dağ bisikleti şampiyonu olunca da Alanya takımına transfer oldum. En son olarak Kocaeli Brisaspor’da kariyerimi sürdürmekteyim.

* Bisiklet hayatınıza nasıl girdi?

Bisikletin benim hayatımdaki yeri çocukluk hatta bebeklikten gelir, 3 teker ile başladı bu hikaye ta ki… dünya 30.su olana dek. Halen profesyonel olarak yapmaktayım. Abimin kendine ait bisikleti ile yavaş yavaş ögrenmeye başlamıştım o dönemlerde. Sonra bir markette işe başladım, meslek sahibi olmak için. Ama zaten çocukluk enerjimi de atmalıydım. Bir markette işe başlamıştım, sipariş götürür, getirirdim ama yürüyerek. Bu da beni çok yorardı ve zevk almazdım. Sonrası kendime bisiklet almak istedim ve çalıştığım para ile haftalık ödeyerek, kariyerimin başladığı bisikletçiden bisikletimi aldım. Yaklaşık 2 yıl sonra marketten ayrıldım ve bisiklet aldığım iş yerinde çalışmaya başladım, zaten bu işi çok seviyordum. Bisikletçide bambaşka bir 12 yıl geçirdim ve “merhaba bisiklet” dedim.

* Hem dağ hem de yol bisikleti branşlarında yarışıyorsunuz. İkisi arasında daha çok tercih ettiğiniz var mı?

Evet her iki branşta, hatta bu sezon cyclocrossta da yarışmak istiyorum. Bunu dünyada yapabilen çok az sayıda insan var. Ülkemizde sadece tek disiplin yapan sporcular daha yaygın (bence yanlış bir düşünce). Benim en çok sevdiğim dağ bisikleti disiplinidir, her yerde ve her zaman bir tık önde ilerler. Daha özgürsün ve bireysel güce dayalı. Bu yüzden çoğu yerde desteğe ihtiyacınız olmayabiliyor.

* Dağ ve yol bisikleti kullanmanın birbirlerine olumlu ve olumsuz etkilerini alabilir miyiz?

Elbette bu iki disiplinin arasında çok fark var. Şöyle; yol bisikleti dayanıklılık anlamında daha çok önemli ama dağ bisikleti başlı başına teknik içeriyor ve en fazla 2 saat üzerinden yarışları yapılıyor. Bu yüzden benim için zor olsa da ben bisikleti seviyorum, zorlansam da bisiklet bana keyif veriyor.

* Türkiye’de dağ bisikleti kategorisinde yapılan yarışlarda birçok birincilikleriniz var. Bunlardan biraz bahsedebilir misiniz?

Bunun hikayesi: Aslında Gaziantep’te yol bisikletçisi olarak başlamıştım. Takımımız kapanınca ben de bireysel dağ bisikleti yapmaya başladım ama amatörce… Sonra birkaç yarışa gittim ve çok keyif aldım. Tabii dağ bisikleti teknik anlamda zor olduğu için Türkiye’nin en değerli bisikletçileri ile yarıştım ve zamanla çok şeyler ögrendim. İlk Türkiye şampiyonluğumu İstanbul Polonezkoy yarışında almıştım. Çok güzel günlerdi. Hem çalışıp hem bisiklete verdiğim emeği almak beni çok mutlu etmişti. Sonra genel olarak her şeyi zamanla ögrenmeyi ve hayata geçirmeyi başardım.

* Günlük antrenmanınızdan ve beslenmenizden bahsedebilir misiniz?

Ben aç kalarak bisiklete binmeyi ögrendim aslında. Her gün mutlaka antrenmanım olur. Disiplinli bir şekilde aynı saatlerde çıkmaya özen gösteririm. Beslenmede ise dünyanın her yerinde bazen istediğimiz tatta yemekler bulamıyorum. Bu yüzden kahveyi çok severim, çünkü açlık hissini kıran bir içecek. Zaten sporcuların talep ettiği bir içecektir. Ama çoğu zaman da aç kalıyorum ve genelde meyve yerim çünkü doğal şekerli meyvelerde bizi yemekten koruyabilir. Aslında organları ne kadar az yorarsak o kadar bize güzel sonuç veriyor. Daha çok, katı ve taze olmayan gıdalardan uzak duruyorum. Mesela antrenman öncesi kahvaltıda peynir yumurta ve bal kesinlikle yerim (tabi kişiye göre değişebiliyor).

* Türkiye’de dağ bisikleti yarışlarına gereken önem gösteriliyor mu? Eksikler varsa nelerdir? Önerileriniz nelerdir?

Türkiye’de dağ bisikleti 2000’li yıllarda çok daha iyiydi. Ben o yıllarda da yarıştığım için fark ediliyor, öncelikle daha fazla yarış ama dağ bisikleti teknik anlamda yapılan disiplin olduğu için bunu da çocukluk döneminde yapmak gerekiyor. Öğrenme yaşı 8-10 yaş aralığı ve bunun için de okul açıp kurs yapılması gerekir ki, ileride kaliteli sporcularımız olsun. Bunlar eksik olunca da durum üzücü oluyor. Daha odaklı ve disiplinli olunursa, bence gidilecek daha çok yol olur diye düşünüyorum.

* Gençlerde dağ bisikletine olan ilgiyi nasıl görüyorsunuz? Tavsiyeleriniz nelerdir?

Gaziantep’te olsun kulübümde olsun gençlerle dağ bisikletine bindiğimiz zaman çok eğleniyoruz. Çünkü doğadasın ve seni rahatsız eden bir şey yok. Çıkmak, atlamak gençlere daha keyifli geliyor keza ben de keyif alıyorum. Bence bisiklete başlayan gençlerin yol bisikleti öncesi dağ bisikleti ile yeteneğini geliştirmek için antrenmanlar yaptırılması gerekiyor. Biliyoruz ki şu an dünyada birçok sporcunun temelinde dağ bisikleti yatıyor.

* Dağ bisikleti yarışlarında bir anlık dikkatsizlik ciddi yaralanmalara sebep olabilir. Yarışlarda böyle kazalarınız oldu mu?

Tabii, dediğim gibi, o kadar eğlenceli olmasına rağmen bir an dalgınlık veya dikkatsizlik yaralayabiliyor. benim hayatımda tek ciddi düşüşüm Kapadokya yarışında olmuştu. Köprücük kemiğim kaydı ve omuzum yamuk şekilde kaynadı. Yani sürekli dağlarda olmamız gerek. Bisiklete alışmamız için de akrobasi yapmak, hatta güçlenmek için de fitness yapmamız gerekiyor.

* Milli bir sporcusunuz ve sosyal medyadaki bir paylaşım yüzünden ülkemizi uluslararası kategorilerde temsil edemiyorsunuz. Bununla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Ben dünyayı gezen, ülkemizi milli forma ile temsil eden bir sporcuyum. Dünyadaki o kadar insanın görüşü ve bakışı düşüncesi farklıdır, buna saygı duymamız gerekiyor, engel olmak yerine. Her insan bize benzeyemez ama uyum olabilir. Bu da kişinin kendi olgunluğu olursa olur. Ben görüşümü belirttiğim için ceza aldım ve olimpiyat hedefinden çıktım. Evet zor bir ülkede yaşıyoruz ama değiştirmek bizim elimizde. Biraz destek olmaları gerekiyor. Kendi çıkarlarımızı düşünmeyip işimizle ilgilenmeliyiz ama nereden geldiğimizi de unutmamalıyız. Eğer bir şeyi bilmiyorsak destek alıp doğru yolu bulmalıyız. Ben Ülkem için yarışmaktan gurur duyuyorum.

* Son olarak, bisikletle ilgili geleceğe dair planlarınız nelerdir?

İleride tabii ki, kendi hayalim, ekonomik olarak rahat olursam, okul açıp bisikletçi yetiştirmek isterim. Hatta kendi takımımın olmasını bile isterim ama kariyerime daha çok başarı eklemeliyim. Bu yüzden bisiklete biniyoruz, ruh sağlığımız ve beden sağlığımız için sürekli bisiklete binmeliyiz.

Yorum Yap